Değerli Dostlarım;
Yakın bir hoca dostum bizi ziyarete gelmişti. Onunla Yasin Suresi üzerine sohbet ediyorduk.
Kendisine bizi çok etkileyen 20 ve 21.ayetlerdeki mesajların içimizdeki ve günümüzdeki yeni yorumlamalarımızdan bahsediyordum. İlgiyle ve birazda hayretle dinliyordu.
Yasin Suresi 20.ayet: “Ve câe min aksal medîneti raculun yes’â kâle yâ kavmittebiûl murselîn(murselîne)” “Şehrin öte yakasından bir adam koşarak geldi. «Ey kavmim, dedi, uyun bu gönderilmiş tebliğcilere».”
Yasin Suresi 21. Ayet: “İttebiû men lâ yes’elukum ecren ve hum muhtedûn(muhtedûne)”.
“« Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o kimselere. Onlar hidâyete ermiş (zâtler) dir»“.
Bizi sürekli zinde tutan bu ayetlerle ilgili idrâkimizi anlatıyordum. Evet şehrin öte yakasından bir adam koşarak hemen geliyordu. C.Allah her zaman ve devirde mutlaka insanlara doğru yolu gösterecek, yanlışa mani olacak bir tebliğci ya da uyarıcı gönderiyordu.
Çocukken hızla koşarken bir adam:- aman evladım düşersin diyor, bir başkası terli terli su içerken elimi tutuyor;- aman oğlum hasta olursun diyordu. Kamil insanlar bıkmadan usanmadan insanlara hakkı tavsiye ediyor, onları dosdoğru bir yola çağırıyorlardı. Vicdan denilen sarsılmaz karakol bizi bize karşı koruyor. C.Hakk’ın Adil, Rahman, Rahim, Hadi, Alim ve Mürid esmalarının zuhurunu gönüllerimizden idraklerimize bir anda getirerek bizim ruhumuzla bizim benliğimizi yargılıyordu.
Evet.. Şehrin öte yakasından gelen adam içimizdeydi. Vicdanımızdı. Şehir bizlerdik.. Öte yaka Ruhaniyetimiz, karşılaşılan meydan ise dünya hayatımızdı.
Öte yakadan gelen adam hücresel düzeyde de enfüsümüzde mevcuttu; bizi derin bir dikkatle dinliyor zaman zaman da notlar alıyordu.
Hayretle sordu ?
– Hocam insan ile kainat arasındaki ilişkinin, hemen aynısının insan bedeni ile hücre arasında da olduğunu söylemiştiniz. Peki insanın manevî hayatı ile hücrenin yapısının bir ilişkisi var mı ?
Derin bir soluk aldım. Tekrar anlatmaya başladım.
Bilindiği üzere insan vücudunda 100 trilyon hücremiz, her hücremizde de 46 kromozom ve adeta sayısız diyebileceğimiz ancak bugüne kadar tesbit edilen 25 binin üzerinde genlerimiz bulunmaktadır. İnsan vücudundaki toplam DNA uzunluğu yaklaşık 200 milyar kilometredir.
Kromozomların yapısında görevi genetik bilginin depolanması, nesiller arasında aktarılması ve hücredeki metabolik faaliyetlerin yönetimi olan çiftli DNA sarmalı; görevi DNA dan aldığı bilgi ve birikimi taşıyarak protein sentezini sağlamak olan RNA bantları ile az önce belirttiğim genlerimiz bulunmaktadır
Organizma, hayatını ve gelecek kuşaklara neslini devam ettirebilmek için, her hücre bazında genlerin aktarımını, kromozomlarda bulunan DNA nın replikasyonunu, bunun için de RNA nın kopyalanmasını sürekli ve doğru bir şekilde sağlamak zorundadır.
RNA nın kopyalanmasında Messenger RNA (elçi RNA) en önemli rolü oynar. Görevi evrensel tebliğdir. Bir nevi hücrenin peygamberi gibi dosdoğru yolu gösterir. Bu elçi mRNA, DNA’da saklı bulunan genetik bilginin, protein yapısına aktarılmasında ana görevi yapar. Diğer görevliler ise taşıyıcı olan transfer RNA (tRNA) ve hücre çekirdeğinde gizlenmiş ribozomal RNA (rRNA) dır. Ribozomların görevi, elçi RNA’ya tam uyularak transfer RNA ile yapılan bir yolculuk sonunda kendi içine aktarılan genetik şifreyi çözmektir. Hayatın devamı demek olan protein sentez kodlarının kademe kademe okunarak çözümünde rol oynarlar.
RNA çeşitleri sadece bu üç önemli RNA dan ibaret değildir. Bilimsel araştırmalar sonucunda iyi incelendiğinde ana görev bakımından üç olan RNA sayısının daha sonra pek çok değişik, doğru yolu işaretleyici ya da saptırıcı, hatta yanlış yönlendirici, şaşırtıcı başka çeşitlerinin de olduğu tespit edilmiştir.
Hücrede RNA nın kopyalanma görevi, ancak gelen elçi RNA ya tam olarak uyup, onun mesajlarının doğrultusunda, transfer RNA ile seyir yaparak, ribozomlardaki sentezin başarılmasıyla kusursuz bir şekilde gerçekleştirilmiş olur. Ama bunu yapmayıp sayısı pek çok olan, yoldan şaşırtıcı RNA lara uyarsa işte o zaman gerçek felaket kapıyı çalar. Gerisin geriye kopyalanamayan RNA, protein sentezini ve DNA nın replikasyonunu başaramaz. Hücrenin ömrü tamamlanıp yapısı çökerken beklenen aynı özelliklere sahip yeni hücre oluşamaz. Bozulan kromozom yapısı hücreden organizmaya tüm halkaları etkileyip yapıyı ve geleceği bozarak organizmanın hazin sonunu hazırlar.
Hücredeki bu anlattığım olayların maneviyattaki karşılıklarını kavrayabilmek için tefekkür ettiğimizde şunu görürüz.
Tevhid yolunda karşımıza çıkan ahlâk-i Muhammedi yolcusu kamil insanın almış olduğu bu evrensel görevi ahlâkı ve uyarıyı karşılıksız olarak “hasbetenlillah” tüm insanlığa ve gelecek kuşaklara aktarabilmektir. Karşısındaki yolcuya, yolcunun kendisinde olan cevheri bulmasına yardımcı olacak şifreleri -kelâmı-, denklemleri çözdürebilecek donanımı olan bir elçidir. Bu elçi geldiğinde onu tanımalı, ona bağlanmalı teslimiyetle onun gösterdiği doğrultuda seyrimizi yaparak tevhidin sırlarına mazhar olmalıyız.
Yasin suresinde 20. ve 21. ayet’te söz edilen şehrin öte yakasından gelen ve bu tebliğinden dolayı hiçbir karşılık istemeyen adam sadece tarihte, beşeri hayatımızda değil hücrelerimiz düzeyinde de kapımızı her an çalmaktadır. Onlar gerçekte elçi RNA lardır. O bunun için yakınlarına sevgi dışında bir şey talep etmeyen yüce Peygamberimiz ve Ehli Beyt’inin aşkının, yolunun davetçileridir. Vicdanımızla konuşan bu sesi işitenlerden olalım..meveddetle yaklaşalım..O’na uyalım..İş işten geçmeden, pişman olmadan her an, her zerremizde ve her dönemeçte…
O’na uyalım dostlarım.. O’na uyalım…

Bir Cevap Yazın